Geleneksel yapımızda cinsel konular konuşulmaz. Cinsel eğilim ve davranışlar yok sayılır. Cinsel konular ancak yakın arkadaşlar arasında büyük bir gizlilik içinde tartışılır. Böyle bir ortamda çocukların soruları da duymazdan gelinir.

    Büyük ruh hekimi S.Freud’un gözlemleri cinsel ilgilerin çok küçük yaşta başladığını ortaya koydu. Cinsel duygu ve eğilimlerin kişilik gelişiminde sandığımızdan da etkin ve önemli olduğunu gösterdi.

   Çocuk üç yaşına geldiğinde kız-erkek ayrımını fark etmeye ve cinsellik ile ilgili sorular sormaya başlar. Çocuklar bu yaşta vücutlarını tanımaktadırlar. Bu doğal bir gelişimdir. Ebeveynler paniğe kapılmadan çocuğun sorduğu sorulara cevap verilmelidir. Cevaplar ayrıntılı, uzun, çocuğun kavrayamayacağı kadar karmaşık olmamalıdır. Sadece çocuğun sorduğu kadarı anlatılmalıdır. Çünkü çocuk her yaşta farklı sorular sorarak merakını giderecektir. Annenin-babanın, aşırı heyecanlanması, yüzünün kızarması, çocuğu bu soruları sorduğu için ayıplaması, susturması doğru değildir. Örneğin pipisini eline alarak oynarken annesi tarafından ‘’Ayıp! Pis! ‘’ diyerek azarlanarak giydirilen çocuk şaşırıp kalır ve suçunu kavrayamaz.

   Üç yaşına doğru, çocuklar kız erkek ayrılığını sezip incelemeye koyulurlar. Doktorculuk ve evcilik bu merakı gidermek için bulunmaz oyunlardır. Kız çocuk, erkek kardeşini yıkanırken izler, kendisiyle karşılaştırır. Neden onlar gibi işeyemediğini sorar ya da kendi denemeye kalkışır. Kız çocukları bunu eksik doğmuş olmaları ile açıklarlar. ‘’ Anne büyüyünce benim de pipim olacak değil mi? Derler. Erkek çocuklar da, kızların pipilerinin olmayışını açıklamak için kafa yorarlar. Sünnet edilmek ile ilgili korkularını buna bağlarlar.’’ Anne kız kardeşim sünnet olmuş de ondan pipisi yok değil mi? diye sorarlar. Çarpıtılmış soruların devamı da gelebilir. Annenin yapması gereken şey ‘’Kızım sen kız olarak, kardeşin de erkek olarak doğdu. Onun da senin de hiç eksiğin yok’’ demesi lazım.

    Üç yaşından sonra çocuklar, bebeklerin nereden geldiğini sormaya başlarlar. Uygun cevap bebeğin ana karnında özel bir torbada ya da yuvada büyüdüğünü söylemek gerekir. Sıradaki soru, bebeğin nereden ve nasıl çıktığıdır. Ona gerçeği açık bir dille söylemenin bir sakıncası yoktur: ‘’ Bebek iyice büyüyünce, doktor ya da ebe yardımıyla, annenin bacakları arasındaki bir açıklıktan doğar!’’ denilebilir. Ancak, anne bu durumda yukarıdaki yanıtı vereceği yerde ne söyleyeceğini bilemez.’’ Doktor hastanede karından çıkarır ‘’ demekle yetinir. Annenin korkusu, çocuk sorularına yanıt aldıkça işi ileri götürüp zor sorular soracağıdır. Oysa çocuk 3-4 yaşlarında cinsel ilişkiler konusundan uzaktır. Sorularını tek tek ve aralıklı sorar. Kimi zaman sorduğu soruyu bir daha sorar.

    Çocuk bir süre sonra, bebeğin anne karnına nasıl girdiğini soracaktır. Bu soru,’’ Ana karnındaki bebek tohumlarının özel bir yuvada büyümesiyle olur ‘’ diye yanıtlanabilir.

    Anneleri en çok ürküten soru genellikle babasının rolüyle ilgili olandır. Genellikle bu tür soru beş yaşından sonra sorulur. Çocuk babasının anneye nasıl yardım ettiğini öğrenmek ister. Ayrıntıya girmeden sözü evirip çevirmeden, ‘’ Bebek tohumunun biri annede vardır, birini de baba verir ‘’ demek meraklarını gidermeye yeter.

    Yanıtlanmayan sorular çocuğu daha meraklı ve araştırıcı olmaya iter. Anne babasının odasına beklenmedik baskınlar vererek, anneyi ya da babayı banyoda gözetleyerek kendince yanıtlar aramaya girişir ya da arkadaşlarından duyduğu yalan yanlış bilgilerle yetinmek zorunda kalır.

   Bazı ana baba çocuğun cinsel konularda hiç soru sormadığını ileri sürer. Böyle bir çocuk, meraklarını sözle değil davranışlarıyla belli eder. Odasına oynamaya çağırdığı komşu kızın eteklerini kaldırıp, gerçeği kendi gözleriyle görmek ister. Oğlunu suçüstü yakalayan anne, ne yapacağını bilemez. Donar kalır ya da çocuğun üstüne yürür, döver. Ağzına geleni söyler, ayıplar, korkutur, suçlar. Uygun yaklaşım şöyle olmalı: ‘’ Oğlum, kız çocuklarının neden senden değişik olduklarını merak ediyorsun? Sorsaydın, ben sana anlatırdım’’ dedikten sonra açıklamasını yapar, sonra da kesin bir dille herkesin bedeninin kendine özel olduğunu belirtmeli ve eğer soruları olursa kendisine sorabileceğini söylemelidir. Böylelikle merakı giderilen ve boş yere suçlanmayan çocuk sonrasındaki sorularını ana babasına sorabilecektir.

    Ana babaların çocukların yanlarında açık saçık dolaşıp birlikte banyo yapmaları doğru değildir. Bu durum çocuğun merakını gereksiz yere kamçılar. Ayrıca ailenin bu tutumu, toplumun cinsel davranışlardan beklediği gizlilik ve özellik anlayışı ile çelişir.

    Çocukların ana ve babanın yatağında yatması da bu nedenle sakıncalıdır. Çocuk gereksiz yere uyarılmış olur. Özellikle cinsel ilişkiye tanık olmak çocuklar için ürkütücüdür. Dört beş yaş çocukları cinsel ilişkiyi babanın anneye saldırması olarak yorumlarlar. Ana ve babanın yatak odasında yatan çocukların her zaman uyumadıklarını anımsamak yerinde olur.

    Çocukta cinsel ilgi okul öncesi çağda en yoğundur. Okula başlamasıyla birlikte ilgi ve merakta azalma gözlenir. Çocuk cinsel konulardan kaçar gibidir. Televizyonda bir öpüşme görse gözlerini kapar, utanmış gibi davranır. Okulda kız çocuklarına sokulmak yerine kaçar. Çevresi genişleyen çocuk, bedeninden başka ilgi alanlarına yönelmiştir. Cinsel ilgileri uykuya yatmış gibidir. Ancak bu ilgi ve merakın depreştiği de olur.

Uzm. Psikolog Nur Öztürk İLMAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.