Günümüzde eğitimin doğumla, hatta doğumdan önce başladığı görüşü, sadece bu alanla ilgilenen eğitimciler tarafından değil, ailelerce de benimsenmektedir. Başka bir değişle okul öncesi dönemde kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ergenlik, gençlik ve yetişkinlik dönemlerinde önemli rol oynamaktadır.

Okul dönemi kadar, 0-6 yaş arasını kapsayan okul öncesi dönemde, insan eğitiminin en temel ve vazgeçilmez kısmıdır. İnsan, hayatını sürdürebilmek için gerekli olan bilgi, beceri, alışkanlık ve tutumları bu yıllarda kazanmakta ve kişiliğin temel çatısı bu dönemde oluşmaktadır.

Okul öncesi eğitim, doğumdan itibaren başlayan, 6 yaşına kadar süren, çocukların tüm gelişim alanlarında istenilen seviyeye ulaşabilmeleri için uygun fiziki ortamlarda, uzman kişilerce verilen, onları ilkokula hazırlayan, planlı ve sistemli bir süreçtir.

Eğitimin ilk basamağını oluşturan okul öncesi eğitim, gömleğin ilk düğmesi gibidir ve bu düğmenin doğru iliklenmesi gerekir.

Okul öncesi kurumları, ailenin sunduğu sınırlı olanakları zenginleştiren, çocuklara gerek fiziki gerekse zihinsel ve sosyal bir çevredir. Bu bağlamda okul öncesi eğitim kurumları sadece çocukların gelişim alanlarına destek sağlayan kurumlar olarak düşünülmemelidir. Aynı zamanda çocuğun doğası, gelişim özellikleri ve aile ilişkileri konularında yetişkinlere de yardım götüren sosyal merkezler olarak kabul edilmelidir.

Eğitimin temel yapı taşı olan okul öncesi dönem, değişen dünyada esnek, mutlu, yeniliğe açık, başarılı, bağımsız ve üretken bireyler yetiştirmenin ön koşulu olarak görülmelidir.

Okul öncesi çağında eğitim almak, çocuğa birçok beceri kazandırır.

Bunlar;

  • Öğrenme becerisi bu dönemde hızlı geliştiğinden bilişsel gelişimin %70’lik kısmı, bu dönemde tamamlanır.
  • Arkadaş grubuna katılma, sağlıklı ilişkiler kurma, kültürel değerlerine sahip çıkma ve sosyalleşme gibi olgular oluşur.
  • Farklı kültür ve ailelerden gelen çocukların kaynaşması sağlanır.
  • Doğru, yanlışsız ve güzel konuşma öğrenilir.
  • Toplum, çevre, evren ve insan bu yaşta tanınmaya başlar.
  • Beslenme ve sağlıklı yaşama bilinci oluşur.
  • Sosyal ve duygusal davranış gelişimi hızlanır.
  • Psiko-motor becerileri gelişir.

Öneriler;

  • Çocuğa okul öncesi eğitime başlamadan önce okul hakkında bilgi verilerek, çocuk psikolojik olarak okula hazırlanmalıdır.
  • Yeni bir ortam olan okula uyum sürecinde yaşanan sorunların normal bir durum olduğu bilinmelidir.
  • Çocuğun okul ile ilgili korku ve şikayetleri dinlenmeli ve çözüme kavuşturulmalıdır.
  • Okul öncesi eğitime, çocuğun bireysel özelliklerine göre yarım günle başlanabilir. 4-5 yaşlarında tam güne geçilebilir.
  • Birçok çocuğun anne babadan ilk kez ayrı kalacağı kreş/anaokulu ve öğretmen seçimine dikkat edilmelidir.
  • Okul öncesi kurumu, birçok çocuğun ailesinden ilk ayrılışı olacağı için, kuruma alışmakta zorlanabilir. Burada önemli olan, çocuğun belli zamanda annesi tarafından ziyaret edileceği ve belli saatte servisi tarafından alınacağı konusunda oluşturulacak güvendir. Bu güvenin oluşturulması için gerektiğinde anne tarafında kademeli uzaklaşma uygulanabilir. Örneğin; 1 gün okulda bekleme, 2. Gün bahçede bekleme ve 3. Gün öğlen yemeklerinde görüşme gibi.
  • Çocuğun kurum ortamına alışabilmesi için aile üyeleri tutarlı ve kararlı olmalı, bu konuda çocuğa ödün verilmemelidir.
  • Çocuk sınıfa uyum sağlamamışsa, okula devamda ısrar edilmeli, çocuğun ağlamaya devam etmesi halinde bir uzmanın görüşüne başvurulmalıdır.

Okul öncesi eğitim kurumu ister kreş ister anaokulu olsun, çocuğu barındıran değil eğiten bir kurum olmalıdır. Amaç annesinin yokluğunda zaman geçirmek değil, çocuğun okul öncesi eğitim programlarından yararlanmasını sağlamaktır.

Uzm. Gelişim Psikoloğu Nur Öztürk İLMAN