İnsanların kendilerini ifade edebilmesi, diğer kişilerle iletişim kurabilmesi ve çevresiyle sosyal hayatı paylaşabilmesi için dil ve konuşma vazgeçilmez bir araçtır. İnsan doğumla birlikte çevresinde olup biteni anlamaya, istek ve ihtiyaçlarını ifade etmeye çalışırken dili kullanır. Konuşma ise seslerin fizikler olarak üretilmesi ve dili kullanarak sözlü iletişim kurma yöntemidir.

Dil ve konuşma güçlüğü olan birey dili kullanma, konuşmayı edinme ve iletişimdeki güçlük nedeniyle özel eğitim ve destek eğitim hizmetine ihtiyacı olan birey olarak tanımlanır. İnsanlar arasındaki iletişim yöntemlerinden en önemlisi sözel iletişim olup bunun da temel öğeleri işitme, ses, konuşma ve lisandır. Bu öğelerden herhangi birinde ortaya çıkabilecek bir sorun, kişinin yalnız çevresi ile iletişimin bozulmasına neden olmakla kalmayıp, aynı zamanda kendisinde de psikolojik sorunlar ortaya çıkartarak duygu, düşünce, davranış ve ifadelerinde de bozulmalara neden olabilir.

Konuşma engeli olan birey, çocukluktan yetişkinliğe kadar reddedilme, gizlenme, alay edilme ve acımaya karşı devamlı olarak savaşmak zorunda kalmaktadır. Bundan dolayı, nedeni organik, olan konuşma bozuklukları gerekli tedbir alınmadığında kısa zamanda duygusal problemler haline gelirler.

Türleri

  • Gecikmiş konuşma (Gelişimsel Dil Bozuklukları)
  • Ses Bozukluğu (Burundan Konuşma, Boğuk Ses)
  • Sesletim-Artikülasyon Bozukluğu ve Ses Bilgisi Bozukluğu
  • Fonoloji (Seslerin Alışılmışın Dışında Çıkarılması)
  • Kekemelik (Konuşma Akışındaki Bozukluklar)
  • İşitme Engeline Bağlı Konuşma Bozuklukları
  • Yarık Damak ve Beyin Engeline Bağlı Konuşma Bozuklukları
  • Yabancı Dil ve Bölgesel Konuşma Ayrılıklarına Bağlı Konuşma Bozuklukları

Nedenler

  • Zihinsel yetersizlik
  • İşitme yetersizliği
  • Beyin hasarları ve sonucunda oluşan serebral palsi gibi kasları etkileyen hastalıklar
  • Sağlık sorunları ve genetik faktörler
  • Dil, diş, damak, dudak, boğaz ve ses bantları gibi konuşma organlarındaki yapısal bozukluklar
  • Taklit ve sesin yanlış kullanımı
  • Çene ve dil kaslarına kullanacak düzeyde olgunlaşmama
  • Psikolojik ve duygusal sorunlar
  • Korkunç kazalar, travmatik olaylar
  • Aile içi iletişim sorunları, aile hayatındaki büyük değişiklikler
  • Anne ve babanın hatalı tutumu
  • Uyaranların zengin olmaması ve teşviklerin yetersiz olması
  • Konuşmayı öğretmek için kullanılan yanlış metot
  • Çevresel nedenler
  • Çocuktan yüksek beklenti
  • Sosyo-ekonomik ve kültürel farklılıklar
  • Korku ve heyecanlar
  • Yeni bir kardeşin doğumu ve kardeş kıskançlığı

Kekemelik, doğuştan değil sonradan öğrenilmiştir. İlaçla tedavi edilemez. Hastalık değil, belirtidir. Zeka ile ilişkili değildir.

Öneriler

  • Dil ve konuşma sorunu olduğundan şüphelendiğiniz çocuk, bir dil ve konuşma terapisti tarafından değerlendirilmelidir.
  • Bulunduğunuz şehirde bir dil ve konuşma terapisti yoksa işitme ve zihin engelliler alanında eğitim görmüş öğretmenlerden, psikologlardan, işitmenin ölçülmesi ve cihazlandırma alanında eğitim görmüş odyologlardan yardım alınabilir.
  • Olumsuzluklara değil olumlu davranışlara dikkat edilmeli ve bunlar pekiştirilmelidir.
  • Çocuk konuşmaya istekli hala getirilmelidir.
  • Konuşma öğrenilen, konuştukça gelişen ve pekiştirilen bir beceri olduğundan çocuk konuşmaya teşvik edilmelidir.
  • Çocuk konuşurken susturulmamalıdır. Onun adına yardımcı oluyorum düşüncesiyle “Yavaş konuş, yeniden başla, derin nefes al, ne söyleyeceğini iyi düşün” gibi öğütlerde bulunulmamalıdır.
  • Çocuk konuşurken ilgiyle ve sabırla dinlenmelidir.
  • Çocuk konuşurken göz teması kurulmalıdır.
  • Çocuğun beden ve ruh sağlığının düzgün olması konuşması için önemlidir. Buna özen gösterilmelidir.
  • Anne babalar konuşmalarıyla iyi bir model olmalıdır.
  • Çocuğa konuşmanın kendi dilek ve duygularını ifade etmeye arayan bir iletişim aracı olduğu hissettirilmelidir.
  • Çocuğun yapabileceğinden fazlasını beklenmemelidir.
  • Çocuk, düzgün konuştuğunda anne baba tarafından takdir edilmelidir.
  • Çocuk başka çocuklarla kıyaslanmamalıdır. Çocuk kendi içerisinde ve zaman doğrultusunda değerlendirilmelidir.
  • Çocuğun yanında kusurları hakkında konuşulmamalıdır.
  • Çocuğun konuşması olduğu gibi kabul edilmemelidir.
  • Konuşmalarından dolayı eleştirilmemeli ve alay edilmemelidir.
  • Aile içi ilişkilerin iyi kurulup sürdürülmesi önemlidir. Ufak tefek iletişim bozukluğu olduğunda bunun çocuğa duyurulmamasına özen gösterilmelidir.
  • Nasıl konuştuğuna değil ne anlatmak istediğine yoğunlaşmalı ve anlaşıldığı hissettirilmelidir.
  • Sosyal uyumu ve kendine olan güveninin gelişimi için ilgi, yetenek ve becerileri doğrultusunda kaldırabileceği sorumluluklar verilmelidir.
  • Çocuğa söz hakkı verilecekse öncelik ondan olmalı, beklerken yaşayacağı gerginlik azaltılmalıdır.
  • Konuşma açısından çocuğun öğretmeni ve diğer uzmanlarla işbirliği yapılması ve bunun eşgüdüm içinde sürdürülmesi önemlidir.

Çocuğunuzun yapamadıklarını düzeltmeye çalışmak yerine yapabildiklerinden yola çıkılmalıdır.

Uzm. Psikolog/ Psikoterapist

Nur Öztürk İLMAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.